Seyyid Ebu'l Âlâ Mevdudi Kimdir?

Pakistanlı müfessir, ilim, fikir ve mücadele adamı Seyyid Ebu'l Âlâ Mevdûdî, vefatının 37 yıldönümünde rahmetle anılıyor.

Hint yarım adasının büyük âlim yetiştiren köklü ailelerinden birisine mensup olan Mevdûdi, 1903'te, Pakistan'ın Haydarabad şehrinde dünyaya geldi. Mevdûdî, o dönem bölgede hakimiyetini sürdüren İngilizlerin sömürge eğitiminden uzakta, babası tarafından özel eğitmenler eliyle yetiştirildi. İlk eğitimini önce evinde, sonraysa Haydarabad ve Delhi'nin geleneksel mekteplerinde olmak üzere, Urduca ve Arapça aldı. İngilizce ve Farsça'yı da öğrenen Mevdûdi, 1920'de babasının vefatı üzerine çalışma hayatına atıldı.

Mevdûdi henüz delikanlılık yaşlarındayken, Hint kıtası müslümanlarının büyük ilgiyle takip ettiği "el Camiat" gazetesinin yazı işleri müdürlüğüne getirildi. Ardından "Tercüman-ül Kur'ân" adıyla çıkardığı gazeteyle görüşlerini geniş kitlelere ulaştırmaya başladı. Mevdûdi, Kur’ân ve Sünnet rehberliğinde insan hayatının bütünüyle değiştirilmesi ve İslâm’ın sosyal hayata yerleştirilmesini sağlama amacıyla aktif çalışmalarda bulunarak öne çıktı.

Mevdûdi 75 arkadaşıyla birlikte 1941 yılında Hindistan, Pakistan, Keşmir ve Bangladeş'te İslam'ın yayılması için çalışmalar yapan “Cemaat-i İslami”yi kurdu ve otuz yıldan fazla bu teşkilatın liderliğini sürdürdü. Bugün Pakistan'ın en etkili siyasi kuruluşlarından olan "Cemaat-i İslami" diğer İslami hareketleri de köklü bir biçimde etkileyerek yön verdi.

Seyyid Kutub'u da etkilemişti

1947 yılında  Hindistan ikiye ayrılıp Pakistan devleti kurulduğunda, Mevdûdi Lahor’a giderek Ichra'ya yerleşti; burası Cemaat-i İslami'nin de yeni merkezi oldu. Mevdûdi, Pakistan'ın 'İslâmî devlet' statüsü kazanması için büyük bir gayret sarfetti. 1956’da kabul edilen ilk anayasada, "İslâmî temellere dayanan bir toplum oluşturmayı ve bütün mevcut kanunları Kur’an ve Sünnet ışığında düzenlemeyı” esas alan maddelere yer verilmesi büyük ölçüde Mevdûdi ve Cemâat-i İslâmî’nin eseriydi. Hükümetin İslâmî olmayan uygulamalarına yönelik eleştirileri sebebiyle Mevdûdi, defalarca tutuklandı ve bir keresinde de idama mahkum edildi. İslam dünyasından gelen yoğun baskılar karşısında cezası ömür boyu hapse çevrilen Mevdudi 3 yıl hapis yattıktan sonra serbest bırakıldı. Fıkıh, ekonomi, siyaset, tarih, siyer, tefsir, sosyoloji, kültür tarihi ve Kur'ân bilimleri alanlarında kaleme aldığı eserleri sadece Hindistan ve Pakistan'da değil, İslam dünyasının birçok bölgesinde de ilgiyle karşılandı. 70'den fazla kitap kaleme alan Mevdûdi, eserleri ile geçmişten bugüne yol gösterici fikir ve mücadele adamı oldu. Mevdûdi'nin "Kur'ân'da Dört Terim" başlıklı eseri, İslam dünyasının fikir çevrelerinde büyük yankı uyandırdı. Mısırlı müfessir, fikir ve dava adamı merhum Prof. Seyyid Kutub'un Mevdûdi'nin bu kitabını okuduktan sonra "Fizilalil Kur'ân" adlı tefsirini yeniden gözden geçirdiği biliniyor.

Selçuklular üzerine de çalışmıştı

Kitaplarını Urduca dilinde yazan Mevdûdi'nin başta "Tefhimü'l Kur'ân" isimli tefsiri olmak üzere birçok eseri Türkçe'ye de çevrildi. Mevdûdi'nin Türkiye'de pek bilinmeyen bir diğer yönüyse Türk tarihine duyduğu ilgiydi. Mevdûdi, Büyük Selçuklular'ın İslam dünyasına yaptıkları tarihi katkıyı çok önemsiyordu. Bu bağlamda ciddi araştırmalara girerek Selçuklular tarihini yazmaya başladı. Mevdûdi'nin bu çalışmasının birinci cildi 1970'lerin başında “Selçuklular Tarihi” başlığıyla Türkçe'ye kazandırılan eserler arasındaydı. Pakistan'ın yetiştirdiği fikir adamlarından olan Mevdûdi'nin eserleri bugün Pakistan'daki kütüphanelerin baş köşelerinde yer alıyor. Seyyid Ebu'l Âlâ Mevdûdi'nin yüzyılın düşünürü olduğunu vurgulayan islami araştırmalar uzmanı Prof. Dr. Enis Ahmed şöyle diyor: “Mevdûdi, hadis, siyer, fıkıh, politik düşünce, sosyal düşünce gibi bir çok alanda önemli katkısı olan bir düşünür. Bu alanlarda yazdığı kitaplar günümüz problemlerinin çözümünü ortaya koyan en önemli kaynakların başında geliyor. Bu yüzden bana göre Mevdudi bu yüzyılın fikir adamıydı.”

Adı, son yüzyılın en büyük âlimleri arasında sayılan ve arkasında birçok eser bırakan Mevdûdi, tedavi için gittiği Amerika'da geçirdiği bir dizi ameliyatın ardından 22 Eylül 1979'da vefat etti. Naaşı ABD'den Pakistan'a götürülerek 1 milyondan fazla insanın katıldığı görkemli bir cenaze namazının ardından Lahor'daki evinin bahçesine defnedildi. 

Google+ WhatsApp

Diğer Haberler

Namaz hayatımızın perde arkası yönetmeni

Hayatımız her gün yenileniyor, her gün bizim için bir şans yeniden doğuyor. Günün hesabını verebilmeyi göze almak ise be devamı...

'Altın Kur'an'lı Kütüphane

Rodop Dağlarında Saklı Bir Hazine. Bulgaristan'da Rodop Dağı eteklerinde gizlenmiş Çıngırdere köyü, el yazması İslami es devamı...

15 Temmuz Şahitlik Bildirisi" Kitaba Dönüştü

Bin yazarın imza attığı "15 Temmuz Şahitlik Bildirisi", 50 yazarı buluşturan bir kitaba dönüştü. devamı...

Münir Özkul’un Camide Yaşadıklarının Bize Anlattıkları

Hayata gözlerini yuman Münir Özkul’un hayatına dair bilinmeyen bir hayat hikayesi… devamı...

İslam ülkelerinin geliri yetersiz mi?

57 İslam Ülkesinin Milli Geliri Bir Almanya’nın milli geliri kadar değilmiş! devamı...